Kaçırdığımız Otobüsler

25 Eki 2010

“Biz otobüsü kaçırmış bir ülkenin çocuklarıyız.” Çetin Altan

Türkiye’nin “temel sorunlarından” ve “doğru düzgün bir ülke” olmasının önündeki en önemli engellerden birisi köylülüğü bitirip tam anlamıyla şehirli, kapitalist bir düzene kavuşamamak!

Çağdaşlaşmak, Kemalistlerin çok sevdiği tabiri ile “muasır medeniyetler seviyesini yakalamak” demekte tam olarak işte bu: köylülüğü bitirmek, şehirleşmek, kapitalistleşmek. Ve son tahlilde daha insancıl daha sosyal bir düzene varmak.

Peki neden olmuyor? Neden onlar, yani Batılılar gibi normal bir ülke olamıyoruz? Onlar neden başardı, biz neden geri kaldık? Kalemimiz döndüğünce izaha girişelim… Yazının devamını oku »


Hangi Attila İlhan?

15 Eki 2010

“nasıl doğmakla başlarsa ölüm / ölmekle başlar öyle hayat / bil ki dünyayı sarsan sıçramalar / birikmiş şuurlarla gelir”  

Geçtiğimiz gün kaptanın ölümünün beşinci yıl dönümüydü. Beş sene önce yelken açtı kaptan sonsuzluğa. Beş sene öncesi, yağmurlu bir öğle üzeriydi aldım haberini. Üniversiteye gidiyordum “Seninki ölmüş” dediler, çok basit, çok alelade bir şeyden bahsediyormuşçasına! Benimki!? “Demek ki göçtü usta, kaldı yürek sızısı…” O saat boğazıma bir çift düğüm atıldı.  Yazının devamını oku »


İdris Küçükömer ve Temel Çelişki

22 Ağu 2010

 

“Marks Türkiye’de doğsaydı, sınır ayrımını proleter ve burjuva diye değil, halk ve aydın diye yapardı.” Bülent Ecevit

Vesayet rejimi, anayasa değişikliği tartışmalarının yapıldığı bu günlerde İdris (Küçükömer) hoca’ya bir kez daha dönüp bakmak gerek diye düşünüyorum.

Türkiye bir referandum sürecine girdi. Ardından genel seçim geliyor. Referanduma konu olan anayasa paketinde ise fırtına koparan maddeler şunlar: askerlerinde sivil mahkemelerde yargılanabilmesi, Anayasa Mahkemesinin ve HSYK’nın yapısının değiştirilmesi, YAŞ kararlarına yargı yolunun açılması…

Orduda reform çabaları daha önceki hükümetlerinde üzerinde durduğu bir işti. Demokrat Parti iktidarının henüz ilk yıllarında orduda reform çalışmalarına girişmiş fakat başarılı olamamıştı. Yazının devamını oku »


İstanbul Caddelerinde Auschwitz’e Giden Vagonlar

22 Ağu 2010

 

“Şimdi otobüsler, Auschwitz Toplama Kampı’na giden Yahudi vagonlarına benziyor!” Engin Ardıç

Hafta içinden herhangi bir gün. Saat akşam altı. Bu işler nasıl işlerdir ki pek fena, pek rezil bir işlerdir. Ve yazıyla yirmi birinci, rakamla 21. yüzyılın onuncu yılında İstanbul’da yaşanmakta ve yazılmaktadır.

Milyonlarca çalışan işyerlerinden, ofislerinden, fabrikalarından boşalmakta, bitkin vaziyette evinin yolunu tutmakta… Doğrusu evin yolunu tutmak için zorlu bir kavgaya sıvanmakta. Otobüse binmek bir dava. Bindin, akbilini, kartını basmak ayrı mesele. Ayakta durmak ayrı zanaat. İnmek ayrı bir kavga. Ciddi bir sinir, stres ve efor gerektirmekte… Yazının devamını oku »


Kemal Tahir ve Gerçeğin Değişkenliği

22 Ağu 2010

 

“Değişmez kabul ettiğimiz gerçeklerin yanında, karşısında, önünde, arkasında başka gerçeklerinde olabileceğini hiçbir zaman unutmamalıyız.” Kemal Tahir

Doğumunun 100. ve ölümünün 37. yılında Türk edebiyatının en özgün kalemlerinden Kemal Tahir’i anmaya devam ediyoruz… Elbette o, birkaç köşe yazısıyla, makaleyle, panelle anılmayı hak etmiyor. Daha fazlası yapılmalıydı, daha çok konuşulmalı, daha iyi anılmalıydı. Bugün medya dünyasının köşe başlarını tutmuş ve onun tezlerini, argümanlarını geliştirerek kullananlar kalem ucuyla da olsa şöyle bir değinmeliydiler, büyük vefasızlık… Yazının devamını oku »


Sermaye Sınıfımız ve Gündem Üzerine Notlar

27 Nis 2009

 

Bir süredir; Ergenekon operasyonu kapsamında art arda gelen gözaltlarıyla, sonra AKP’nin kapatılma ihtimaliyle çalkalanıp durulan Türkiye gündemi geçtiğimiz gün Başbakan Erdoğan’ın suya attığı yeni bir taşla tekrar dalgalandı; ama bu sefer ki taş hepsinden daha büyük!

Başbakan Erdoğan, bir zamanlar kendisine her türlü desteği vermiş olan Doğan Media Grubuna öyle bir çattı ki yenilir yutulur cinsten değil. Erdoğan, Doğan Mediası’nı ve Aydın Doğan’ı “kendisi ve ailesi hakkında asılsız ve yalan-yanlış haberler yapmakla, partisini hedef göstermekle” suçladı ve hemen ardından “bütün bunların nedeni olarak, Hilton projesinde alınamayan izinleri” işaret etti.

Yazının devamını oku »


Bir “Osmanlı Komünisti” Kemal Tahir

27 Nis 2009

 

1910 – 1973

Hayatı

Soyadı “Demir” olan Kemal Tahir, 13 Mart 1910 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Tahir bey deniz yüzbaşısı ve II.Abdülhamid’in yaverlerindendi. Ailenin en büyük erkek çocuğu olan Kemal Tahir, Cezayirli Hasan Paşa Rüşdiyesi’nden sonra girdiği Galatasaray Sultani’sinin 10.sınıfındaki eğitimini, annesinin vefatı üzerine yarıda bırakarak çalışmaya başladı. Avukat katipliği, Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu yaptı.

1932’de gazeteciliğe adım atan Kemal Tahir; dönemin Vakit, Haber, Son Posta, Yedigün, Karikatür, Karagöz ve Tan gibi önde gelen gazete ve dergilerinde çalıştı. 1937’de Fatma İrfan hanımla evlendi. Yazının devamını oku »


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.